Evet, O deli benim!

Sen benim için hic beklemediğim, ummadığım bir anda, inanılmaz bi surede zihnimdeki hayallerin, dualarımın karsılıgısın, sevmemek mümkün mü? Onca yaşanmışlıktan sonra Rabbim’in armağanı gibisin. 

Halbuki ask, baska ne olsundu hayatın mazereti.

Sen benim için hic beklemediğim, ummadığım bir anda, inanılmaz bi surede zihnimdeki hayallerin, dualarımın karsılıgısın, sevmemek mümkün mü? Onca yaşanmışlıktan sonra Rabbim’in armağanı gibisin. 

Halbuki ask, baska ne olsundu hayatın mazereti.

How adorable video! Happiness and love are so important and so neglected in our modern day. Good to see so many British Muslims who have made me happy. (:

aşk geliyorum demez, gelir.

aşk geliyorum demez, gelir.

(via arzuinwonderland)

when you are in love what can be wrong? 

"Sevilen bir kadın can demekti. Bu yüzden en çok cânım denirdi ona ortasında bir eliflik nefes hacmiyle…" NB

yeniden?

"Çünkü dua ve aşk hep yenidendir. Yeniden. Yani ilk kez. İlk kez olmasa da ilk kez gibi. Yepyeni biliyormuş, buluyormuş ve oluyormuş gibi." der Nazan Bekiroğlu Hoca. İnanmazdım, bidaha asla olmaz derdim ama oluyormuş. Cidden. Evet ilk değil ama ilk gibi her şey, yeniden heycanlanabilmek, yeniden çekinmek, yeniden korkmak, yeniden endorfin seratonin ve dopaminin atağa kalkmaya başlaması ve tüm bunlarla beraber aslında iyi ki daha önce olmamış diyebilmek. Şükür. Çok şükür. Hem de çok daha farklı, gerçek sevgi buymuş, sana acı çektiren değil, sana değer veren, yanında olan, sevildiğini hissettiren dediğin bi yenilik. Elhamdulillah. 

Aslında bugün sana bunu yollarken, bunu dinlerken gözünü kapat ve beni düşün demeyi çok istedim ama henüz yapamadım. sadece biraz daha zaman ;) 

bozuk-plak:


Hani şu tedavisi (?) pek mümkün olmayandan…

bozuk-plak:

  • Hani şu tedavisi (?) pek mümkün olmayandan…

Mustafa Ulusoy ve Metin Karabaşoğlu’nun düşüncelerinin karışımı üzerine biraz da Tarık Tufan ve İbrahim Tenekeci’nin duygularını ekleyip kendime bir dünya kurmak istiyorum. Başka da bi şey istemem.

Danışanlarıma yavaş yavaş artık bu kurumda çalışmayacağımı söyleyip ayrılıyorum. Çoğu, hatta neredeyse hepsi diğer yere maddi koşullardan ötürü gelemeyecekler biliyorum.

Bugün onlardan biri, 16 yaş ergen, ayrılacağımı söyleyince hıçkırarak ağlamaya başladı. Çok ağlama krizleriyle karşılaşıyorum ve hepsiyle elbette empati kuruyorum ama “vaka” gözüyle bakıp, çok rahat başedilebiliyor insan. Ancak bu başka oldu, çok başka. İlk defa klişenin ötesine gidemedim. Üzüldüm. Alışacak diğer psikolog arkadaşa, biliyorum ama aklımda hep kalacak o güzel kızım. Sevgiyle kal ve hep mutlu ol inşallah.

Ayrılık sadece aileden, arkadaştan, sevdiğinden değil, danışanla olunca da zormuş. Belki de countertransference bilemiyorum.